Baya bir süredir yazmadığımı canım S.ciğim telefonla arayıp "iyi misin, sesin çıkmıyor" deyince fark ettim. Günler birbirine benzer şekilde geçince yazma motivasyonu bulamadıysam demek :P
"Ne yaptın peki bu yazmadan geçen son 10 günde" derseniz;
- Yeğenim, daha doğrusu eşim beyin yeğeni E.bey "Şule teyze çok özledim seni" diyerek bir akşam yemeğe geldi bize, oğluşla birlikte üçümüz sohbet ettik, yedik, içtik, iyi oldu. Dizi, film, müzik muhabbeti yaptık. Gençlerle konuşmak hep iyi gelir bana zaten, bilmediğim müzikler, filmlerle ilgili fikrim olur böylece hem de, yine öyle oldu. Ama bu sefer, E.ciğim, bilmediğim değil de bilerek uzak durduğum ve beni hiç çekmeyen bir dizi (Muhteşem Yüzyıl) ile ilgili, oğluşla bir olup izlemem için beni ikna etti ve bu ülkede yaşayıp bu dizinin hiç bir bölümünü seyretmemiş olmamı ise şaşkınlıkla karşıladı. Bir de beni yaptığı yorumlarla ("bence sende şeytan tüyü var Şule teyze") güldürdü yine, sağ olsun :)
- Hafta içi yine, annemle zaman geçirme, okula gidip ders verme, araştırma grubu ile çalışma, bitirme öğrencileri ile çevrimiçi toplantılar yapma ve M.un tahlil ve ilaçları ile ilgilenme ile geçti.
- Salı akşamı Hıdrellez rutinlerimi yapmayı atlamadım tabii ki :) Yazıp çizdiğim dilekleri mutfak penceremin önündeki çiçeklere astım, ve ateş yakamasam da mum alevinin üzerinden dilek dileyerek atladım, hatta oğluşu da atlattım :) Böyle konularda bana itiraz etmenin işe yaramadığını bilecek kadar uzun zamandır yaşıyor benimle :P
- Cuma akşamı İTÜ'lü dörtlü kız grubumuzla Terminal Kadıköy'de buluştuk. Çocuklar, yeğenler, anneler ve bayıcı ülke gerçekleri merkezli bir sohbetti ama birbirini anlayan ve 37 yıldır dost olan 4 kadın bir araya gelince en sıkıcı konuları konuşmak bile eğlenceli olabiliyor tabii ki :)
- Cuma akşamı bir son dakika sürprizi ile gelen yârimle cumartesi günümüzü Burgazada'ya ayırdık. Her erik mevsimi adamıza gitmezsek, aklımız kalır malum :) Yine yürüdüğümüz yollardaki ağaçlardan erik toplayıp yiyerek ve söyleşerek gezdik adamızı. Ve her zamanki gibi burada kısa süreli olsa da yaşama hayalimizi besledik, evlere bakarken :)
- Dün de anneler günü nedeniyle önce bizde kahvaltı hazırladık yârimle. Annem ve ablam geldiler. Bu anneler günü muhabbetine hayatımın hiç bir döneminde çok anlam yüklemedim ama yıllar geçtikçe ve "kutsal annelik" tanımları havada uçuştukça daha da uzaklaştım. Ama tabii annemiz sultanımızı şımartmak şart olduğundan akşam da yemeğe çıkarak tamamladık günü, maksat gönlü olsun :)
- Bu arada Kimler Geldi Kimler Geçti'yi seyretmeyi de ihmal etmedik. Biraz "kimin eli kimin cebinde belli değil" şeklinde nitelendirebileceğim ilişkiler de olsa, o arkadaşlık ortamı hoşuma gidiyor, yalan yok :) Bir de ben Serenay Sarıkaya'yı yine çok beğendim, çok hoştu. Zarif eşim ise benim pek beğendiğim diğer karakter olan Ali'yi Behzat amirimden ayrı düşünemediği için biraz söylendi izlerken ama olacak o kadar :P






.jpeg)










