Dün sabah O.bey kutlamalar için evden çıkınca, ben de oturup çalıştım. Pazar günü, hem de bir bayram günü çalışmamı, kendi kendime "Atam da bayramı çalışarak kutlamamı isterdi bence" diyerek, hatta bunu yüksek sesle dile getirerek (evde yalnız olmanın faydalarından biri, kendi kendine konuşma özgürlüğüdür bence :P) normalleştirmeye çalıştım :)
Bu hafta gideceğim kongrede iki bildirim var, onların sunumunu hazırlamaktı bu çalışkanlığın nedeni. İşleri yoluna sokunca akşamüstü olmuştu bile, ben de gönül rahatlığıyla, ablam ve canım Ekmekçim ile buluştum. AKM'deki Cumhuriyet Konseri tam da bayramın olması gereken coşkusuna yaraşan bir şekilde gerçekleşti, zevkten kendimden geçtim, diyebilirim :) Hele sonunda dinleyicilerin yaptığı ikinci bis yaşanır anlatılmaz bir deneyimdi :) Şef, İbrahim Yazıcı ise, ona neden hayran olduğumu bir kez daha hatırlatmış oldu bana :)
Dün akşam, beklenmedik bir şekilde ilk-orta-liseler için tatil kararı açıklansa da üniversiteler açık malum, ben de gidip dersimi yaptım. Durgun ve suskun ders dinleyen öğrencilerimi "bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci yüzyılının ilk günü, hadi kendinize gelin, enerjik olun biraz, soru sorun, katılım gösterin" diyerek gaza getirmeye çalıştım ama ne kadar başarılı olduğum tartışılır! Murathan Mungan'ı andım kendi kendime: "bazı gençler ne kadar yaşlı"... Sonra da bölümdeki bir iki imza işimi halledip eve döndüm. Geldiğimden beri mutfaktayım. Yarın evde kendimi akademiye adayabilmek için akşamımı yemek yaparak geçirmeyi uygun buldum! Zira sonrasında, (benim kongrede olduğum zamanlarda) oğluş beyin yemekleri hazır olsun istedim. Artık yeter ama! Biraz dinlenmek istiyorum izninizle :)





