Bahar, çok acayip bir mevsim değil mi sizce de? İnsana durduk yerde umut veren, yaşam sevinci aşılayan, gülümseten...
Kendimi bildim bileli bahar gelince hep bir şaşkınlık gelir üzerime benim!
Çiçeklenen her ağacın önünde durup uzun uzun durup bakarım, mor salkımlara, erguvanlara (Ekmekçim'i anmadan asla!), manolyalara (Zeki Müren'in sesi kulaklarımda), leylaklara (Leylak dalı öğretmenim, merhaba :P), papatyalara (annemin beni küçükken "papatyam" diye seven sesi kulaklarımda), gelinciklerin yeşillikleri hep birlikte kırmızıya boyayışına (hep Edip Cansever'in şiiri eşliğinde), ve tabii (Aydın Engin'in deyişiyle) körpe yeşillere...Şaşarım. Nasıl böyle canlanabiliyor doğa, nasıl bu kadar muhteşem bir güzellikle "ben buradayım" diyebiliyor, nasıl her yıl bıkmadan ve her yıl birbirinden farklı bir güzellikle karşımıza çıkmayı başarıyor? Siz şaşırmıyor musunuz sahi :)
Bu hafta Bergama'dan geldiğimden beri deli gibi çalışıyorum yine. Dün akşam saat 10'da kapattım bilgisayarı. Yoğunluk bitmiyor, neden bilmem. Ama işte bahar geldi, yine ve iyi ki :)
Az sonra çıkıp teyze-anne-abla üçlüsünü alıp kahvaltıya götüreceğim, akşamüstü yârim gelecek Ankara'dan ve akşam da canım Ş.ve K. bize yemeğe gelecekler (S.bey'den bana miras kalan sevgili dostlarım). Hayat güzel. Her şeye rağmen. Daha da güzel olacak. Ataol Behramoğlu'nun dediği gibi:
"Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insanın kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna,
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar.’



