Zarif eşim bu yıl ücretsiz izin alınca, daha çok o geldi benim yanıma, İstanbul'a, ben daha az gittim Ankara'ya. Ama bu hafta sonu baktım, o Ankara'da, benim de nispeten rahat olduğum bir hafta sonu, Ankara kaçamağı yapmanın zamanıdır dedim kendi kendime, geldim :) Ankara da beni özlemiş zannımca, günlük güneşlik bir hava ile karşıladı sağ olsun :)
Yolda gelirken, yine bilgisayarımı açtım, bir sürü iş hallettim. Trenin en çok bu rahatlığını seviyorum sanırım. Bostancı'da biniyorum, Ankara Garında iniyorum, kesinti yok, sis-kar nedeniyle gecikme yok, sıkışık koltuklar yok. Çay-kahve de var, daha ne olsun :) Mis gibi yolculuk. Biraz daha kısa olsa şahane olacak ama buna da razıyım.
Bu hafta Deniz Yüce Başarır'ın Wilhelm Schmid’in "Mutsuz Olmak, Bir Yüreklendirme" adlı kitabı hakkında Evrim Kuran ile yaptığı sohbeti dinledim ve çok beğendim. Daha önce de Schmid'in "Arkadaşlığa Dair" ve "Salınmak" adlı kitaplarını da altını çize çize, çok beğenerek okumuştum. Hemen iki kitabını daha ısmarladım, başladım okumaya.
Neler dinledim başlığı altında sevgili Radyo Z'nin Spotify'daki sadece kadınların söylediği şarkılardan oluşturduğu "her yaşın ayrı bir güzelliği var" seçkisine takıldığımı söyleyebilirim. Amália Rodrigues'in söylediği fadoya da Deniz Tekin'in Ahmet Kaya şarkısına yaptığı yorumu da çok severek dinledim.
Peki ne seyrettim? Önce "All her fault"u bitirdik yârimle, çok beğendik. Bir de "Mira"ya başladık, şimdilik yayınlanan 3 bölümünü izledik. Fena değil o da.
Bu akşam Ankara'da yaşayan Bergama Lisesi 89 mezunları bizde toplanacak, kalkıp biraz hazırlık yapsam iyi olur (şimdiye dek hiç bir şey yapmadığımızı düşünmeniz beni üzer :P)
Son söz: Arkadaşlar iyidir. Gecemizin teması da bu olacak. Öyle çünkü. Arkadaşlar iyidir :)




