Dün yine yoğun ve güzel günlerden biriydi. Önce sabahın köründe okula gittim tabii, 1.sınıflara dersim vardı. Ardından bir iki evrak işi yaptım ve öğlen üniversitenin yakınlarındaki AVM'deki pastaneye gidip sevgili Sezer ile (nam-ı diğer: Klio'nun şarkısı) buluştum. Blog arkadaşlıkları hep çok içten oluyor. 2 saat boyunca susmadan konuştuk ve ruhumuzun yanı sıra börek-kahve ikilisi ile midemizi de şenlendirmeyi ihmal etmedik :)
Ardından İTÜ'ye gittim. Doktora tez izleme komitesinde olduğum bir öğrencinin savunması vardı. Gayet güzel bir tez yapmıştı zaten, yine beğendim :) Böyle jüri üyelikleri zaman alıcı ve yorucu olsa da güzel tarafı eski dostları görüp hasret gidermenin yanı sıra, canım okulumu ziyaret etmek, anılarla dolu koridorları arşınlamak, işim bitince kafamda ve kalbimde bin bir anı ile Akaretlerden aşağıya inmek gibi çok sevdiğim ritüelleri yaşama fırsatı veriyor bana. Yine öyle oldu. Valide Çeşme durağının önünden geçerken mesela, ÇBK'yı anımsayıp kendi kendime gülümsedim. Canım Burakcığım, E.cığımı hep orada otobüs beklerken gördüğünden kendisine ÇBK (Çeşme Başı Kızı) adını takmıştı zira :)
Günün, daha doğrusu gecenin geri kalanı daha da şahaneydi. Önce Beşiktaş'tan Kadıköy'e vapurla geçmenin keyfine vardım. Biliyorsunuz, İstanbul Hanım, geceleri hep daha güzel görünür :)
Sonrasında da Fenerbahçe Todori'de bize ayrılan odamsı mekanda 11 yaşımdan beri arkadaş, dost, kardeş olduğum 14 kişi ile bol gülüşmeli, sohbetli, dertleşmeli ve tabii ki yiyip içmeli bir gece yaşadım. Daha ne olsun :)








.jpeg)
.jpeg)





.jpeg)






