Bayram neşesi bırakmadılar bizde vallahi, ki zaten kurban bayramı hiç sevmediğim bir bayramdır, bir de üstüne son günlerde yaşadıklarımız gelince "bayram mı, o da ne" modundayım genel olarak. Dün akşam yârimle evlere dağılmıştık zaten, o, evin küçümeninin hemen bayram sonrası başlayacak finallerine hazırlanmasına yardımcı olmak için Ankara'ya; ben İstanbul'a, malum...
Kurban bayramını sevmem desem de annem sultanımın beklentilerini karşılamak gerektiğinden sabah kahvaltısına gittik oğlumla önce. Ablam hazırlamıştı sağ olsun, kahvaltımızı yaptıktan sonra babama ziyaret etmek için çıktık, biraz mezar temizliği, biraz dua okuma/dertleşme sonrası da teyzeme gitmekti planımız aslında ama mezarlıktan çıkışımız teyzemin kaldığı bakımevinin yemek saatine denk geldiği için biraz oyalanalım dedik ve Anadolu Hisarındaki öğretmenler evine gidip şöyle deniz kenarındaki masalardan birine kurulduk. Boğaz turkuaz renge bürünmüş yine şov yapıyordu :) Biz de uzaktaki akrabalarımızla telefonla bayramlaşalım dedik ablamla. Ağabeyimi aradım, konuştum, ablama verdim ve o konuşurken ben de onu arayan diğer kuzenimizle onun telefonundan konuşuyordum ki, o sırada ablam telefonumu kapattı ve ne olduğunu anlamadan ben, artık eli mi titredi, terden elinden mi kaydı bilmiyorum güzelim telefonum önce yere, sonra oradan sekerek boğazın sularına düştü, iyi mi?! Biz şok tabii ki! Ş.cuğum helak etti kendini "ben nasıl böyle bir şey yaptım" diye ama onun da suçu yok, olacağı varmış... Üzüldüm tabii ama ablam o kadar üzüldü ki, tabii ki teskin etmek yine bana düştü :) Bir yandan "tamam artık olan oldu, üzülme, alırız yeni bir telefon" diyorum ama bir yandan da "ulan simkart da gitti, ne olacak şimdi" diye dertleniyorum kendi kendime...Neyse efendim, boğazın sularına gömülen telefonuma el sallayıp çıkıp, teyzeme gittik. O da bugün her zamankinden daha kötüydü sanki. Bizi tanımamasına alışığız ama yüzümüze bile bakmadı diyebiliriz... Sonlara doğru ben türlü şebeklikler yaparak güldürmeyi başardım ama, günün en güzel anı oydu sanırım :)
Sonra ne mi oldu? Ablam, bana yeni telefonu kendisinin alacağı konusunda türlü yeminler etti önce. Sonra da gidip neyse ki açık olan bir mağazadan telefon aldık, mevcut telefon numaram yeni simkarta kopyalanabildi , tüm bilgiler de icloud'da depolandığı için hiç veri kaybı olmadan telefonum durduk yerde yenilenmiş oldu. Ş.cuğum bir sürü paradan oldu ama yapacak bir şey yok artık, buna da şükür dedik...
Bayrama bu hızlı giriş sonrası, yine anama dönüp çayımızı içtik (tipik Türk insanı olduğumuz için her türlü dert ve her türlü mutluluk çayla değerlendirilir bizim evde), ardından bayram yemeğimizi (süzme mercimek çorbası, etli yaprak sarma ve barbunya pilaki yapmış bizimkiler) de yedikten sonra biz oğluşla eve döndük.
Biraz sonra gidip ikizim canım E.cığımı alacağım annesinin evinden. Yarın sabah çok erken olduğu için uçağı, bu akşam bizde olacak, geçen sefer de yaptığımız gibi. Çan çan çene modunda saat 4.30'a kadar oturur, sonra onu havalimanına götürecek taksiye bindirip uyurum diye düşünüyorum.
Gün uzun ve oldukça hareketliydi gördüğünüz üzere :) Yarın daha sakin bir güne uyanmak istiyorum. En azından kişisel gündemim sakin olsun. Ülke zaten aldı başını gidiyor, son hız, freni patlamış kamyon gibi :(

.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)




