Salgın zamanında her gün yazarak başladığım blog, Ekmekçikız kadar dirayetli bir insan olmadığım için haftalık haline geldi, neyse buna da şükür :)
Geçen haftaya ailemizin sporcusu E.beyin, Antalya'da gerçekleştirilen Özel Sporcular Türkiye Atletizm Şampiyonasında 100 metrede Türkiye 2.olduğu haberiyle başladık, pek sevindik, gururlandık. TRT spor kendisiyle röportaj yapmış hatta, çok karizmatik ve havalıydı kuzu, kaç kez izledim, bilmiyorum :)
Okulda sınav haftası olduğundan ders yapmadık hiç, ama doktora yeterlilikti, jüri üyeliğiydi, vizeydi derken sırt çantam ve kulaklıklarımla okul yollarındaydım genelde. Yine de ders vermemek iyi geldi, artık eskisine göre daha çok yoruluyorum zira. Geçenlerde bir arkadaş "vitaminlerin üzerinde neden 50+ yazdığını, 51 olunca anladım" demişti, çok gülüp, çok hak verdim kendisine. 50 yaş bir dönüm oldu bende de gerçekten. Daha çabuk yoruluyorum artık, net!
Cuma gününe, yani öğretmenler gününe, tabii ki biricik ilkokul öğretmenimizi, yani annemizi, kahvaltıya götürerek başladık ablamla. Günün kalanı, genelde mesajlar, telefonlarla, tebrikleşmelerle geçti. Evet, çıkışı yıllar önceki darbeci paşaların fikri olsa da, sevildiğimizi hissettiğimiz, sevdiklerimize onların bizim için önemini söyleyebildiğimiz her gün güzel ve özeldir bence, bu yüzden öğretmenler gününü seviyorum. Hayatıma dokunmuş öğretmenleri arayıp gönüllerini almayı da! Annem ısrarla "sen öğretmen değil, mühendissin" dese de öğretmen olmayı ve aranıp sorulmayı da :) Eski, yeni öğrencilerimden gelen mesajlarla, telefonlarla yüzüm güldü hep, var olsunlar :)
Annemle ablamı eve bıraktıktan sonra, Ankara'ya yola çıktım. A.ciğim de ders çıkışı gara, beni karşılamaya gelip "sen seversin" diyerek oto sanayinin içinde bir cağ kebapçısına götürdü beni. Lezzetten ağlamak istiyorum diye diye götürdük kebapları, pek güzeldi :)
Cumartesi günü, önce, 3.sınıflarımla, online bir "sınav öncesi soru-yanıt seansı" yaptım (evet, "yoruluyorum" dedikten 5 dakika sonra başıma ek iş çıkarmaya bayılırım :P). Ardından kuzen F. ile kahve seansı yapıp, dertleştik, hasret giderdik. Akşamına ise daha önceden planladığımız üzere canım hemşirem A.ciğim ve sevgili eniştem S. ile birlikte dışarı çıktık. Bol bol yedik ve de içtik. Ankaralılar hafta sonu kendilerini içmeye vuruyorlar anladığım kadarıyla, zira çarşamba gününden rezervasyon yaptırdığımız halde, yer bulmakta zorlanmıştık. Hatta "gidilecek yerler" listemizdeki ilk 2'de yer olmadığından 3.seçeneğimize kalmıştık ama gittiğimiz meyhaneden de ve mezelerinden de ziyadesiyle memnun kaldık.
Pazar günü ise evimizin küçümeni (küçümen dediğimiz bile 19 yaşını doldurdu gerçi) E.beyin yaşgünü kutlaması vardı. A.ciğimin lise-üniversite arkadaşı M. ve eşi D.de geldiler, güzel bir kahvaltı sonrası E.'nin tek sevdiği pasta olan ve benim cumartesiden yapıp dolaba kaldırdığım mozaik pasta eşliğinde kutlamalar gerçekleştirdik. E.ciğim ilk kez yaş günü pastasını sadece seçmeyip, hapır hupur yedi de böylece, çok mutlu oldum :) Nice yaşları olsun inşallah, sağlıkla, mutlulukla, başarıyla dolu...


