Okuldaki aylık takvimden Şubat ayı sayfasını koparırken "yuh" dedim kendi kendime, "2022'nin de 2 ayını yedik bile!"
Bugün sabah yolda giderken bu yeni okulumda da yine pazartesi sendromu yaşamadığımı düşündüm. Lay lay lom gidiyorum okula, yıllardır hep yaptığım gibi. Oysa o danışmanlık yaptığım 1 yıl boyunca nasıl bir ızdıraptı pazar akşamları ve pazartesi sabahları benim için. Kendime pazartesi sendromu yaratmayan bir meslek seçtiğim için sabah sabah kendimi tebrik ettim :) Aferin kızım, böyle devam et! Ama yine de abartmadan, tez zamanda emekli ol :) (beni çelişkilerimle seviniz :P)
Yolda giderken arkası yarın'da "Anna Karanina"yı dinledim. Hissiyatım bu romanın radyo tiyatrosuna uyarlamasının pek olmadığı yönünde. Eski bir oyun olduğundan seslendirenler Cüneyt Türel, Kamuran Usluer, Toron Karacaoğlu, Ani İpekkaya, Mazlum Kiper gibi yıllarca şehir/devlet tiyatrolarında izlediğimiz büyük oyuncular. Onları dinlemek çok hoş. Anna'yı ise Adalet Cimcoz seslendiriyor ki bu beni pek eğlendirdi. Zira eski Türk filmlerinde Belgin Doruk'un, Türkan Şoray'ın sesi olarak bildiğimiz Cimcoz'u bir türlü oturtamadım bu role. "Reca ederim bu bahsi kapatalım" dediğinde hayalimde Belgin Doruk canlandı hep Rus asilzadesi değil. Bu yüzden de Anna'nın repliklerine kendim replikler de ekleyip Belgin Doruk seslendirmesi ile canlandırarak baya bir güldüm tek başıma araba kullanırken (Yolum uzun, eğlenceli hale getirmezsem çekilmez :P) Bir de bazen öyle atlama zıplamalar var ki (e tabii koca roman 12 bölümlük arkası yarına sığdırılırsa başkası beklenemez) Beyaz'ın eskiden 2 dakikada yıllardır süren dizileri özet geçme skeçleri vardı ya, onları çağrıştırdı bana :P
Okulda ders sonrası bölüm sekreterimiz "hocam size çiçek geldi, odanıza bıraktım" deyince yüzüm güldü, baktım zarif eşim yollamış öyle içinden gelmiş, ki bir nedeni olmayan çiçek en sevdiğimdir :) (Bizim KAL sınıf grubunda eşlerin dedikodusu yapılacağı zaman kendilerinden "zarif eşim" diyerek bahsedilir, konuya öyle girilir :) Ben de biraz cıvık modda A.ciğim için sıkça kullanırım bu tabiri biliyorsunuz ama benim kullanma nedenim kendisinin gerçekten zarif bir adam olduğunu düşündüğümden doğrusu :))
Akşam yemek sonrası ise evde çay yaptım kendime ve Mubi'den "Petite Maman-Küçük Anne"yi izledim. Bayıldım tek kelimeyle. Ne güzel bir kurgu...O kızlar nasıl güzel oynamışlar sonra...Çok etkilendim. Ancak çocuklar böyle sıradışı bir karşılaşmayı bu kadar doğallıkla karşılayıp yaşayabilirler sanırım. Ben de annemle böyle bir deneyim yaşasam neler olurdu diye düşündüm sonra...Annemle böyle bir şey yaşayamazdık herhalde gerçi. O çocukken de mantığın ve gerçekçiliğin ağır bastığı biriydi muhtemelen. İnsan 7'sinde neyse 70'inde hatta 80'inde de odur sanırım, benim 51 yaşımda hâlâ hayalperest olmam gibi!