31.Ocak/Pazar

Bugün O.bey yurt odasını boşaltırken (bahar dönemi de uzaktan eğitimle başladı zira) biz de ablamla kampüste yürüdük baya. Hava hem temiz ve güzeldi hem de iki gün önceki kadar soğuk değildi, iyi geldi ikimize de.

Sınavımın 2.sorusunu da okudum, bitirdim. Hayatım boyunca en yavaş okuduğum sınav olarak tarihe geçecek sanırım ama olsun..Hem ne demiş atalarımız, geç olsun, güç olmasın :) Yüz yüze eğitim sırasında kağıt okumakla ilgili benim genel ruh halimi birebir yansıtan pasta dilimi grafiği ise uzaktan eğitime küçük değişikliklerle adapte oldu bence :) Örneğin okulda arkadaşlara değil de artık ev ahalisine "of pof" yapıyorum ya da tek tek saymıyorum kalan kağıtları ama mutlaka sayfa sonundaki kaç kağıt okuduğuma dair sistem bilgisine bakmayı ihmal etmiyorum!



 

30.Ocak/Cumartesi

  • Bugün canımın içi dostum, kardeşim G.cuğumun yaşgünü! Mutlu olmak için yeterli bir sebep yani :) Hayatımın en önemli renklerinden biri G.hanımcığım. Dert ortağım, sırdaşım, kardeşim. İyi ki doğmuş, iyi ki BAL'a gitmişim de hayatıma girmiş dediklerimden...Çok yaşasın, hep yamacımda olsun...
  • Üniversitede sınav yaptığım gün kağıtları okumamla ilgili bir ünüm vardır. Ama salgın dönemi bu ünüme de gölge düşürdü tabii...Bilgisayardan kağıt okumak zaten zorken, bir soru tipinden üretilmiş ve her öğrencinin önüne rassal bir şekilde gelen soruları okumak, işi iyice işkenceye dönüştürüyor. Perşembe günü yaptığım ve malum nedenlerle okuyamadığım kağıtları bugün okumaya başladım. 129 öğrencinin 1.sorularını okuyup bitirdim. Sonra da "Hiç okumamaktan iyidir" deyip mutlu oldum :)
  • Kutlu yaş günü haftası etkinlikleri akşamüstü zarif eşimin hediyesi, 50 yaş pastası ve elcağızıyla hazırladığı yaş günü sofrası ile başladı. Daha var tabii yaş günüme ama, ayrı şehirlerdeki evlilik her yaş gününü birlikte geçirmemizi engelliyor. Olsun, o benim hayatımda ya, yeter :) 


29.Ocak/Cuma

Bugün Ankara ayazının göbeğinde cenaze işlerinin içindeydik genel olarak. Amcamla ilgili anılar, babamla ve ailenin diğer kaybettiğimiz fertleriyle ilgili diğer anıları da  beraberinde getirdi tabii. Güzel insanlar güzel anılarla hatırlanıyor hep. Hepsi ışıklar içinde uyusunlar bundan böyle...

Akşamüstü amcam için ablamla helva kavurduk birlikte. İki kız kardeş olmak, birbirini anlayıp birbirinin yanında olmak böyle günlerde daha da önemli, daha da şükredilesi...

Bugünün fotoğrafı babamın köyünün fotoğrafı olsun o zaman...Yakışıklı, iyi yürekli, öfkesi burunlarının ucunda, sevgileri çevrelerindeki herkesi sarıp sarmalamaya yetecek kadar büyük adamların memleketinin fotoğrafı...

28.Ocak.Perşembe

Bugün canım U.amcamı kaybettik. Uzunca bir süredir kanser tedavisi görüyordu ve yorulmuştu çok. Dinlesin artık gittiği yerde.

3 gün önce yaptığımız son konuşmamızda birbirimize sevgimizi dile getirmiştik uzun uzun, "seni çok seviyoruz amca", "esas ben sizi çok seviyorum yavrum" şeklinde. Bana "sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar" şarkısından dizeler mırıldanmıştı, öyle kapatmıştık telefonu...

Son konuşmamızın bu olması bu acı günün güzelliği olsun o zaman...



  

27.Ocak/Çarşamba

Sabah okula gidip kitaplarımı ve özel eşyalarımı koliledik Ö.cığımla. 15.5 yıl çalıştığım kurumdan ayrılmak zor olsa da dilerim güzellikler getirir bana çıktığım yol. Müteşekkirim buraya ama, hayatıma çok güzel insanlar kattı. En önemlilerinden biri mesela, kardeşim mi yoksa büyük oğlum mu olduğunu bilemediğim Ö. tabii ki :) İyi ki hayatımda dediklerimden...

Akşamüstü bölüm için bir adayın verdiği seminere İTÜ'den "ağabey" diye bildiğim, sevdiğim hocam ve eşi olan arkadaşım da katıldı. Uzun zamandır farklı şehirlerde yaşıyoruz ama sevgi eksilmiyor tabi. Çok özlemişim, mutlu oldum A.ağabeyi ve N.cüğümü gördüm diye :)

Bazen öylece yatıp hiç bir şey yapmadan durasım geliyor. Olmuyor tabii ama bu keyfi yapabilen miço'm var neyse ki :) Benim ve hepimizin yerine keyfi o yapıyor sağ olsun :) 


Miço bey ve Bezgin Bekir gibi yattığı pozlarından biri :)


26.Ocak/Salı

Bugün evdeki çiçeklerimle uğraştım biraz. "Ne güzelsiniz kızlar, çok büyüdünüz" diye diye konuşarak onlarla, saksı dönüşümü yaptım. Toprakla, çiçekle uğraşmak hep çok iyi geliyor bana. Yine öyle oldu :) 

Ortaokul-lisenin ilk 5 yılını KAL'da okudum ben. Çok eğlenceli bir sınıfım, şahane dostlarım oldu. Onlardan küçük bir ekiple zoom yaptık bu gece. Gıybetin dibine vurduk. Çok güzeldi vallahi. Özlemişim hepsini...

Şanslı bir insan olduğumu düşünmüşümdür hep. Bunun en önemli göstergesi de KAL'dan sonra lisenin son iki yılı BAL'a nakil olup orada da canımın içi kardeşlerimi bulmamdır. Bir de unutulmaz bir matematik öğretmenim oldu benim BAL'da. Çok uzun zamandır öğretmenden çok ve öğretmenim olmasının yanı sıra dostum da. Bugün yine whatsapp'ten N.Öğretmenim ile yazıştık. Birbirimize "umudu kesme yurdundan" dedik. Ben ona son günlerde bana iyi gelen şarkılardan yolladım bir iki tane. O bana şarkıları dinlerken bahçesinden topladığı çiçeklerin fotoğrafını yolladı. İyiyiz çok şükür :)








25.Ocak/Pazartesi

Lisedeyken tek isteğim vardı: lise matematik öğretmeni olmak. Sonra "lisede iyi bir öğrenci olduğum için mühendis olmaya mecburdum" diyen disconnectus erectus Selim gibi mühendis oldum ben de! Üniversite sonrası 1 senelik özel sektör tecrübesi bana ne yapmak istemediğimi hatırlatınca akademiye döndüm. Bu ülkede akademi çok mu güzel? Değil tabi ama şahane öğrencilerim oldu benim. Sevgileriyle beni hep çok mutlu eden, gururlandıran. Onlardan birinden gelen mesaj bugünümün güzelliklerinden biri...Şöyle yazmış sevgili öğrencim B.:"S.hocam, merhabalar! Nasilsiniz? Umuyorum ki bu yasadigimiz cokca ic karartici olan donemde bile size en cok yakistirdigim ve gorunce istemsizce benim de mutlu olmami saglayan gulumseniz eksik olmuyordur yuzunuzden! Sizi cok ozledim hocam. Okulumuz acik olsaydi, her daim acik olan kapinizdan kafami minicik iceri uzatip hocam musait misiniz diye ugrardim 😔 Sizinle konusmayi, sizden ders dinlemeyi, sizden bir seyler ogrenmeyi cok ozledim! Simdi size benim icin guzel olan bir haber vermek istiyorum. Umuyorum ki sizi de mutlu edebilirim. Hatirlarsaniz Isvec’e staj yapmaya gitmistim. Dondugumde de Turkiye ...te bitirme projemi yaptiktan sonra ise baslamistim. Neredeyse 1 yil doldu Ben calismaya baslayali. Simdi ise tekrardan Isvec’e geri donuyorum. Is ilani acmislardi, basvurup sansimi denedim ve basardim 🤩 Calisma vizem cikana kadar Turkiye’den remote olarak calisacagim ancak sonrasinda yeni bir yolculugum icin Isvec’e gidecegim.Bu haberi sizinle yuz yuze paylasip size sarilabilmeyi cok isterdim. Ama hayatimda her zaman varligini, sozlerini hissettigim ve hatirladigim biricik hocama bu sekilde de olsa haber vermek, paylasmak istedim"

Soul'u Ekmekçim'den okuyunca yazmıştım bir kenara zaten. Geçenlerde Y. hanımcığım da önerince seyrettim. Hayatın amacı, ruhun yolculuğu derken nasıl bitti anlamadım...Çok güzeldi, özlemişim Pixar'ın  animasyonlarını. 

Bernie Sanders'ın ABD başkanlığı yemin törenindeki oturuşu yemin töreninin kendisinden daha çok ilgi gördü sanırım. Kaç gündür çok eğlenceli paylaşımlar var. Ama benim en sevdiğim ve çok eğlendiğim Sound of Music filmindeki "my favourite things" şarkısına yapılan uyarlamaydı :) ...Melodisine uygun okuyun ki daha da eğlenceli olsun :) 






24.Ocak/Pazar

Böyle bir pazar günüydü yine. Üniversite sondaydım. Ertesi gün tesis planlama dersimin finali vardı ve odamda ders çalışıyordum. Ablamın içerden “aman allahım…” diye haykırışını hatırlıyorum. Radyoda Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü haberi verilmişti. O günün devamı yok belleğimde. Çok ağladığımı hatırlıyorum sadece. Annemlerin kendi üzüntülerini bırakıp beni susturmaya çalıştıklarını...

Sınava girdim ertesi gün, geçmeme yetecek kadar soruyu yanıtlayıp gazetenin önüne gittim koşa koşa. Hiç tanımadığım insanlarla toplandık, bağırdık, kolkola yürüdük, ağlaştık…O günden sonra bir süre kendime gelemedim ben. 1 ay boyunca gazetelerde dergilerde çıkan haberleri saklayıp bir dosya oluşturdum hatta, çok sevdiğim gazeteci/yazar artık yazamayacaksa onunla ilgili yazılanları toplamalıyım diye mi düşündüm bilmiyorum. Hâlâ duruyor kütüphanemde o dosya.

Hayrandım ben ona…Yazılarına, kitaplarına, araştırmalarına… Lise’deyken bir yaz, imza gününde İzmir’de kitap imzalatmaya gittiğimizde arkadaşımla, nerede okuduğumuzu sormuştu, konuşmuştuk ayak üstü. Yanındaki Aziz Nesin’e “bunlar akıllı çocuklar Aziz Bey” deyişi hâlâ kulaklarımda...Akılllı oluşumuz ne işe yaradı bilmesem de...

En güzel evlatları hunharca öldürülen/hapsedilen bir ülke burası. Bize de buna tanık olma cezası kesildi ne yazık ki… Bu sene salgın nedeniyle kızı Özge Mumcu evlerimizde bir mum yakarak anmamızı istemiş Uğur Mumcu’yu…Yaktım mumu, “sevdiğim çiçek adları gibi, sevdiğim sokak adları gibi, bütün sevdiklerimin adları gibi, adınız geliyor aklıma...” diye mırıldanıyorum içimden, oturuyorum, gözümde yaşlar...



23.Ocak/2021

Salgınla birlikte artık temizliğe yardım eden kimsemiz yok! Ben de cumartesileri temizlik günü ilan ettim. Bugün sabahtan ev temizledik Ozi ile. Temiz ev bana bir ferahlık hissi veriyor (camlar hâlâ pis gerçi), iyi oldu :)

Netflix'deki "Atypical"ı bitirdim bugün. Otizmli bir genç olan Sam ve onun ailesini, arkadaşlarını, okulunu, yaşamını konu alan bir dizi Atypical. Bizim E.ciğimize de çok benziyor Sam bir çok yönden. Seyretmek bazen canımı acıtsa da güzeldi. Öneririm. 

İBB'nin "askıda fatura" uygulamasına anne-bebek destek paketi / aile destek paketi / eğitim destek paketi alternatifleri de gelmiş. Sultangazide iki çocuğu olan bir anneye destek oldum, mutlu oldum :)  Malum: "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya tek başına!" 


Sam, çok uzak bir karakter değil bizim ailemiz için, o yüzden belki daha da sevdim onu :)







22.Ocak/Cuma

Lise zamanlarım geldi bugün aklıma. Cuma günlerini sevmem için 3 neden var derdim: 1.neden: okulun son günü olması ve hafta sonuna giriyor olmak, 2.neden: akşama en sevdiğim dizi olan "mavi ay"ı seyredecek olmam 3.neden: üzerinde "pazar günleri çıkar" yazsa da İstanbul'da cuma günü çıkan Gırgır mizah dergisine kavuşacak olmak :)

Ne Gırgır var artık ne de Mavi Ay...Salgından beri haftasonu da yok...Eee ne yapalım, "mavi ay"dan ve Bruce'cuğumdan bir kuple alsak keyfimiz yerine gelir mi ki :)



21.Ocak/Perşembe

Bu blog işine girerken her gün hoşuma giden üç güzel şeyi bulmanın bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Oysa çok zormuş. Bu dönemde evde kapanıp kalmışken, işleri bir türlü yetiştiremezken ve ev işi yapmaktan içime fenalık gelmişken üç güzel şey bulmak gerçekten zormuş.

  • Salı günü sabahtan aile hekimime aşı için şifre almaya, çarşamba günü sabah da aşımı olmaya gittim yürüyerek. Hoşuma gitti, kahvaltı öncesi kısa da olsa yürüyüş yapmak. Bugün de sabah giyinip kuşanıp bu sefer bir amacım olmadan çıkıp yürüdüm. Dilerim devam ettirebilirim.
  • Her zaman her sınıfla enerjisi tutmaz insanın. Bu seneki 1.sınıflarımdan biri ile özellikle çok keyifli geçti dersler. Dönemin son dersi de bugün onlarlaydı. Karşılıklı "çok güzel bir dersti, çok güzel geçti bu dönem" diye diye bitirdik dersi :)
  • Ben aslında bu yazıya bugüne ait güzel bir şey olmadığını yazmak için başlamıştım ama yazarken yine de buldum iki güzel şey. Bu da başlı başına güzel bir şey değil mi yani? Oh, bugünü de üçledim :)   

Kedi olmak varmış şu hayatta pozu :)


20.Ocak/Çarşamba


  • 49 yıl önce bugün canımın içi E.ciğim doğmuş. Bugünümü ve 30 yıldır her günümü güzelleştiren biriciğim, kardeşim, dostum, her şeyim, aydınlığımdır benim, iyi ki doğmuş :) Hep hayatımda olsun 🙏
  • Bu dönem verdiğim 3 dersin ikisini az önce sonlandırdım. Hayatımda ders anlatırken bu kadar yorulduğum başka bir dönem olmuş muydu hatırlamıyorum. Öğrencileri uyutmamak için yapmadığım şaklabanlık kalmadı ama bitti sonunda. Şükürler olsun... 
  • Bugün grip aşımı oldum, siyasetçilerden sıra ne zaman gelir bilinmez ama darısı covid aşısının başına :) 

19.Ocak/Salı

19 ocak bu ülkenin tarihinde kanayan ve kanaması da durdurulamayan günlerinden biri ne yazık ki. Ama madem bu deftere sadece güzel şeyler yazmak için başladım, bu can acıtan bahsi geçiyorum...

  • Salgın dönemi akademik yayın anlamında performansımın çok yüksek olduğu bir dönem olmadı ne yazık ki. Geçenlerde bir yerde okudum, "Salgın kadın akademisyenleri vurdu" diyordu. Küçük çocuğum falan da yok ama ben de etkilendim evet. Yine de bu hır-gür içinde uluslararası bir kitap editörlüğü başarıyla tamamlandı. Bugün son genel gözden geçirmeyi yaptım. Kendimi iyi hissettim :)
  • Bugün Ece Temelkuran'ın "Bu da geçer"ine başladım ve yarıladım bile. Özlemişim onu okumayı. "Yapmadığın şeylere utanmakla geçiyor günler" diye başladığı yazısını "Bu utancın sonu gelecek, değil mi? Gelecek deyin. Çünkü böyle yaşanmaz. Çünkü yüzümüzü indirerek boynumuz böyle bükük yürünmez. Ensemiz hep yağmura, soğuğa açık. Olmaz" diye bitirmiş. Ne güzel demiş. Bugüne de yakışmış...
  • Bu blogun ilk yazısında bahsettiğim ve bir kaç günümü şenliğe dönüştüren yılbaşı çiçeğim yine çiçek açıyor. Sabah görüp mutlu oldum. Ne mucizevi bir şey böyle bir bitkinin bu kadar ihtişamlı kıpkırmızı çiçekler vermesi...



Mucizevi demişken, 1 senedir topraksız yaşayan bu bitkimin, bir de kendisi gibi bir güzelliği daha doğurup büyütmesinin güzelliğini burada paylaşmayacağım da nerede paylaşacağım...

18.Ocak/Pazartesi

Bir iki gündür hayat normalden daha fazla yoruyor beni ama güzellikler bulma çalışmamdan vazgeçmiyorum:

  • Kar sabah pek güzel yağdı yine. Başlı başına bir mutluluk kaynağı benim için...

  • Grip aşısında sıra bana gelmiş sonunda! Kış bitiyor neredeyse ama olsun, sıranın hiç gelmemesinden iyidir diyerek sevindim bu duruma, yarın aile hekimime gidip yazdıracağım...  

  • O kadar saçma bir kurallar bütünü var ki üniversitede bu uzaktan öğretim döneminde anlatılacak ya da anlaşılacak gibi değil...3 sınıfım var bu dönem: 2'si lisans, 1'i yüksek lisans. Mesela 18 kişilik yüksek lisans sınıfıma klasik sınav yapacağım yıl sonu için ve 4 soru soracağım diyelim ama yönetim beni (ve herkesi tabii) en az 20 soru hazırlamalısın diye zorluyor. Kafayı yiyorum kaç gündür hem adaleti sağlayacağım hem öğrettiklerimden soracağım hem Google teyzeye sorup yanıtını bulamayacakları soru türeteceğim diye...Neyse ki az önce bitirdim sanırım sorularımı ve yanıt anahtarlarını...Derin bir oh çekebilirim artık...

 


 Kar yağdı derken yağan kar budur, öyle 87 İstanbul kışı gibi bir şey anlaşılmasın :)

17.Ocak/Pazar

Bugün keyfim pek yoktu ama yine de arayınca bulunuyor güzellikler ...

  • Sabah miço bey benim yataktan kalkamadığımı görünce önce masaj yapmaya geldi. Sonra o beni kaldıracağına ben onu uyuttum :) Neticede daha iyi kalktık ama yataktan :) 
  • Beklediğimiz kar bu değildi ama olsun, yine de 80li 90lı yılların İzmir'lileri gibi sevindik kar yağdı diye :)
  • Bugün de pazar günü falan demedim ve çalışmaya devam ettim, özlemişim Bayes ağları ile uğraşmayı. Arada da dönem sonu geldiği için paçası tutuşan öğrencilerimin mesajlarına yanıt verdim...Bir sürü utanılası örneği barındırsa da üyeleri arasında, seviyorum bu mesleği :)

sabah uykusuna doyamayanlarda bugün: miço bey :)

16.Ocak/Cumartesi

Salgın döneminde temizliğe destek olan yardımcımız gelemeyince bu iş de başıma kaldı ve cumartesi günleri evimizin temizlik günü olarak ilan edildi marttan beri. Dolayısıyla bugün sabahtan temizlikle iştigal ettim. Sonrasında da şubat sonuna yetiştirmem gereken makalenin analizleri ile kafayı yedim. Gözlerim falan döndü excel'le verileri işlenmeye hazır hale getirmeye çalışırken! 

  • Şimdi bu yazıyı yazdığıma göre zannetmeyin ki analiz yoluna girdi. Sadece tünelin ucunda ışığı görebildim :)  Bu da demektir ki bir şeyler çıkacak sonunda :)
  • 24 kasımda eski ve çok kıymetli öğrencilerimin, (çoktan mezun olup kocaman iş insanları oldu her biri) bana yolladıkları çiçek yolda gelirken baya bir hırpalanıp zedelenmişti ama bugün temizlik yaparken bir baktım ki bir iki küçük ve gencecik yavru vermiş yandan yandan. Nasıl sevindim anlatamam...Hırpalanmış da olsa yaşayan hiçbir şeyden umudu kesmemek gerek hiç bir zaman...
  • Kar yağmaya başladı, şükürler olsun. 

Ben çalışırken çocuğum da böyle "ne çilem varmış, bilgisayarın başında geçiyor ömrüm" bakışı ile duruyor yanımda :)

15.Ocak/Cuma

Kar gelecek diye heyecan içinde bekliyoruz kaç gündür. Şehrin bazı bölgelerinden hafif beyazlamış kar görüntüleri gelse de bizim burada sadece yağmur vardı bugün. Peki, ona da razıyız, bekleriz biz :) 

Günün güzelliklerini sıralayayım hemen:

  • 119 yıl önce bugün Nazım doğmuş! Kocaman bir mutluluk nedeni benim için. Ömrümü güzelleştiren bir şair o.  İyi ki anadilimde yazmış şiirlerini...Bugün çalışırken arka planda Fazıl Say'ın Nazım oratoryosunu dinledim. Ara verdiğimde de mektuplarını, şiirlerini okudum, Nazım günü ilan ettim bugün. İyi de ettim! Her zaman olduğu gibi iyi hissettim yine kendimi. İyi ki doğmuşsun Nazım!
  • Bugün çiçeklerim geldi, günüm ayrıca güzelleşti. "çiçekler bir şölen yaşamda / renklerin en büyük orkestrası" dizelerini de beraberinde getirdiler sanki :)
  • Oğulcuğumun ilk dönem notları açıklandı bugün. Gayet güzeller. Salgına rağmen, aynalı ve kameralı sınavlara rağmen hem de :)
E daha ne olsun, bugünü de üçledik, şükürler olsun :)


çiçekler bir şölen evet :)


14.Ocak/Perşembe

Bu dönem perşembe günlerim hep biraz verimsiz geçiyor. Bir önceki günün yorgunluğu mu etkiliyor nedir bilmem. Bugün de öyle bir gündü. İş yapmadım değil aslında ama daha çok çalışabilirdim sanki. "Neden daha çok çalışasın" diye sormayın, bilmiyorum! Bu salgın döneminde sürekli evde olmanın, bilgisayarın sürekli açık olmasının etkisi midir nedir, çalışmadığım zamanlarda vicdan azabı çekiyorum resmen! Bir psikolog koltuğuna oturmam gerek sanırım :)

Neyse efendim, bugünün güzelliklerine gelecek olursam:

  • Ece Temelkuran'ı hem oğlum hem de ben pek severiz. Son kitabının çıkacağı haberini alınca hemen ön siparişimizi verdik, beklemedeydik ne zamandır. Ozi, adına imzalanmış kartpostal da istediği için biraz gecikti taaa Zagreb'den gelmesi ama bugün elimize ulaştı kitap (ve tabii ki kartpostal)! Pek sevindik ana-oğul! Gerçi tam da Ozi babasına gidecekken geldi ve bu demektir ki ben pazartesiden önce alamam elime kitabı. Olsun, geldi ya ve oğlum da pek sevindi ya, ben de mutlu oldum ya, yeter de artar bile :)
  • Bugüne ait ikinci mutluluk nedenim aslında birincisi ile bağlantılı. Ortak zevklerimizin, ilgi alanlarımızın olduğu bir oğlum olmasından ziyadesiyle mutluyum. Sevdiğimiz bir yazarın  kitabını almak ikimizi de eşit ölçüde heyecanlandırabiliyor ne güzel ki :)
  • Akşam için ablam yumurtalı mezgit yapmıştı. Yine efsane bir yemekti. "Lezzetten ağlamak istiyorum" tadında olduğundan da bu 3 güzel şey defterine girmeye hak kazandı :)


Hasretle beklediğimiz kitap burada yerini almasa mıydı yani :)



13.Ocak/Çarşamba

Bugün gün erken başladı zira okulda ar-gör sınavı vardı. Sınavdan sonra, meyve alışverişi yapıp jet hızıyla eve geldim, kahvemi içtim ve arkasından ders maratonu için bilgisayar başına oturdum! 14:00-17:00 ve 19:00-22:00 arası derslerim vardı. Şu anda yatağa sürünerek gitmek üzereyim aslında ama önce bugünün 3 güzel şeyini yazmalıyım :

  • Okula gidip fakülte sekreterimiz H.Hanımla hoşbeş etmek iyi geldi, özlemişim eski mesai arkadaşımı. Beni yine çikolata ve çay servisi ile şımarttı tabii :)
  • Çocuklar sınav okurken ben de yanımda götürdüğüm Şükrü Erbaş'ın şiir kitabını okudum. Yine şahane şiirler vardı. Hele bir tanesini (Cam ile Taş) kezlerce okudum.  Günümü bu kitaptan ve özellikle bu şiirden daha çok güzelleştirebilecek başka ne vardı bilemiyorum...Şöyle diyor bir yerinde "üstüme elediğin şefkati seviyorum"...Böyle kuvvetli bir cümle yazabilmek isterdim!
  • Tüm bu koşturmaca içinde yemek hazırlarken ve ders aralarında fırsat buldukça son zamanlarda çok beğendiğim dizimin son bölümünü de izleyip bitirdim: Borgen...Henüz izlemediyseniz öneririm. Şahane bir kadın politikacıyı izlemek bana iyi geldi.

Fotoğraf  yemek yaparken, yerken, dinlenirken günlerdir bana eşlik eden dizinin kadın karakteri Birgitte Nyborg'a ait




12.Ocak/Salı

Bu iş zormuş ve çaba gerektiriyormuş, anladım! Evde otururken ve kimselerle görüşmezken her gün 3 güzel şey bulmak o kadar da kolay değilmiş. Ekmekçimi bir kez daha tebrik ettim bunu başardığı ve sürdürdüğü için. Bu arada, formatım da (sonundaki fotoğraf paylaşımına kadar) doğrudan Ekmekçi Kız' dan (https://herguneucguzelsey.blogspot.com)  alınmıştır efendim, bildireyim. Ama lütfen kopyacılık demeyelim de benimkine, iyi niyetli bir esinlenme diyelim, olur mu:P 

Bugünün güzellikleri şöyle:
  • Yağmur yağıyor an itibariyle. Susuzluk o kadar korkutuyor ki beni, şu anda yağmurun sesini duymak bile gülümsetiyor :) 

11.Ocak/Pazartesi

Yeni bir haftaya başladık
  •  Akşam rüyamda babamı görüp güne gülümseyerek başladım. Bence bugün güzel geçecek :)
  • Sabah Leslie ile yürümeye başladım yine . Güz döneminin başında her gün yürüyordum ve çok iyi gelmişti ama sonra belim tutuldu ve bıraktım. Bugün yine başladım. Devamını getireceğim inşallah :)
  • Haftasonu oğulcuğumun finalleri bitti ve bugün de ehliyet kursuna yazıldı. Ne enteresan ve ne güzel bir his insanın çocuğunun büyüdüğüne tanık olması. Ben daha kendimi üniversiteden yeni mezun gibi hissederken, oğlum üniversitede, şimdi de ehliyet alıyor. Vay be :)

Ocak ayında sardunyanın bu hali doğal olmasa da her gün ona bakmak içimi açıyor, itiraf etmeliyim :)

10.0cak/Pazar

İlk yazı, 2021'in ilk "3 güzel şeyi"ne ait olsun o halde:

  • Yılbaşında eşim bey Ankara'dan gelebildi ve yeni yılın ilk gününü birlikte geçirebildik. Bu bizim gibi şehirler arası evlilik yürüten insanlar için gerçekten özel bir şey. 
  • Öğrencilerim verdiğim dersten çok memnun ve bunu sıklıkla dile getiriyorlar.Genel olarak ders vermeyi severim ve bu enerji de öğrencilere geçer, onlar da benim derslerimi severler ama bu dönem, salgın nedeniyle tamamen uzaktan ders işlerken bile sınıflarımın mevcutları yoklamayı önemsemediğimi söylememe rağmen gayet iyi ve sürekli bir iltifat halinde çocuklar. Geçen perşembe derse bir misafir konuşmacı hoca da davet etmiştim. Dersin sonunda bir öğrenci şöyle yazmış: "Biz çok teşekkür ederiz hocam hem siz hem Ö. hoca, sıkıcı geçen güne, bir dersle ne kadar renk katılırı gösterdiniz. sonsuz teşekkürler" Günün geri kalanını gülümseyerek geçirdim tahmin edersiniz :)
  • Sağlığımız yerinde, şükürler olsun :)


Fotoğraf evimin karşısındaki apartmanın bahçesindeki mandalina ağacına ait. Her gün bakıp mutlu olmamı sağlıyor, o yüzden ilk "3 güzel şey"de yeri olsun istedim :)


Yine, yeniden blog mu? Amanın!

Çok uzun zaman blog yazdım ben. Oğlumun büyürken dediği/yaptığı şeyleri not ettiğim defteri, uzaklarda olan dostlarımla da paylaşma isteği ile başladım önceleri.Bir tür büyüme/büyütme güncesi olarak başlayan blog, zamanla onun yanı sıra benim iç döküşlerime de tanık oldu. Şimdi girip  baktım da, 5 mayıs 2006'da başlamışım, 29 mart 2018'e dek de bazen daha sık bazen daha aralıklı ama mutlaka yazmışım. Dünya tatlısı blog arkadaşlarım oldu bu süreçte ve şükür ki yanımdalar hâlâ :) 

Onlardan biri, aydınlık gülüşlü ve aydınlık yürekli Ekmekçim "Her güne üç güzel şey" adında yeni bir blog açtığını duyurdu bize bugün.  Okuduğu bir yazıda "her gün hoşunuza giden üç güzel şeyi not edin. Böylece nelerin neden iyi gittiğine odaklanabiliriz, bu da beynin pozitiflikle ilişkilendirilen sol yarım küresini harekete geçirir." diyormuş. Çok hoşuma gitti bu fikir. Salgın döneminin iyice zorlanmaya başladığım bu zamanlarında benim için de iyi olabilir diye düşündüm. Ben de her gün 3 güzel şeyi not edeceğim buraya. 

Eskiden, üniversite zamanlarımda bir deftere o gün olan biteni uzun uzun anlatmaz ama bir iki küçük sembolik cümle ile kendime hatırlatmalar yazardım. Üzerinden zaman geçip de okuduğumda o bir iki cümle bana tüm duyguları, anıları beraberinde getirirdi. Biraz ona benzeyecek sanırım. Tek farkı sadece olumlu olanları yazacağım bu sefer. 

Hadi bakalım, kolay gelsin bana:)


Yılbaşı çiçeğim bu sene evimizi şenlendirdi. Yeni yıla güzel başladık sayesinde. Blogun da ilk fotoğrafı ona ait olsun o halde!