İçinde bulunduğum ruh halini geçelim bir kalem...Blogun adına uygun olarak, hayatımdaki küçük "güzellikler"den bahsedeyim size biraz, ne dersiniz? :)
Hafta sonu yârimle bir gece "Aydınlıkevler" bir gece de "Zengin Mutfağı"nı izledik mesela. Birbirimize aldığımız yılbaşı hediyeleriydi bu oyunlar. Aydınlıkevler çok vasattı bence. Zengin Mutfağı ise çok güzel. Yıllar önce Kalamış Parkında açık havada, Ekmekçimle filmini de izlemiştim. Şener Şen'in canlı performansı, izlemeye değerdi.
Pazartesi günü yeni aldığımız televizyonumuzun kurulumunu yapsınlar diye servis beklemekle geçti diyebilirim. Ama ödül olarak kendimize Baylan'da tatlı ve üzerine de Vapur Cafe'de kahve ısmarladık. İstanbul yine çok güzeldi...Televizyonumuz ise gördüğünüz üzere pek janjanlı :P
Salı günü bitirme sunumlarını yapan öğrencilerim bana çiçek almayı da ihmal etmemişler. Bölümdeki hocaların nazarı değmemiştir inşallah, hepsi pek imrendi öğrencilerimin bu jestine zira :)
Çarşamba günü ısmarladığım kitaplarım geldi, Yekta Kopan'ın kitabından başlarım okumaya diye düşünüyorum.
Bugün Y.hemşiremle birlikte İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde, "Boyut Farkı" isimli serginin açılışındaydık. Lale ve Cengiz Akıncı'nın bağışladığı sanat koleksiyonunun ikinci sergisiymiş bu. Çok güzeldi. Sergiden ve açılıştan bizi haberdar eden sevgili lise matematik öğretmenimiz N.hocamıza da bol bol fotoğraf göndermeyi ihmal etmedik tabii :)
En beğendiklerimden bazılarını buraya sizin için de ekleyeyim:
Salih Acar'ın "Kuşlar" isimli tuval üzerine yağlıboya eseri
Füreya Koral'ın "Anne ve Küçük Kuşlar" adlı seramik çalışması
Naile Akıncı'nın "Kedilerim" adlı kağıt üzerine karışık teknikle yarattığı çalışması
Elif Aydoğdu Ağatekin'in "Göçmüş Bir Ailenin Kırıklarla Dolu Tarihi" adlı seramik çalışması
Emel Vardar'ın "Red Paris" ve "Cazibe" isimli cam güzelleri :)
Ve son olarak, Atilla Galatalı'nın "Panel" isimli seramik çalışması. 1972'de Fransa'da düzenlenen III.Uluslararası Seramik Bianeli'nde Pablo Picaso'nun başkanlığındaki Jüriden 1.lik ödülü almış.
Bu vesileyle, yıllar evvel okuduğum ve çok beğendiğim bir Ece Temelkuran yazısından,hislerime tercüman olan kısmı da buraya eklemenin yeridir diye düşünüyorum:
"Kötülükle uğraşmak, sürekli ona doğru bakmak da insanın sağlığını bozuyor. Muhtemelen müzik bu yüzden var, resim, tiyatro, sinema ve The Simpsons. Bir de hormonsuz, kokulu domatesler. Rakı da var, doğru. Daha bir sürü şey bu yüzden var. Sabahları siz uyanmadan kahvaltı hazırlayan sevgililer başta olmak üzere...Bunlar da dünyada kötülüğe karşı savaşan güçler bana kalırsa. Bizim Hacı Bakkal “deftere yazdığı” sürece dünyaya katkıda bulunuyor esasında. Bir çocuk papatyanın yapraklarını “Seviyor, sevmiyor” fallayınca işler biraz düzeliyor. Dünyayı dengede tutuyorlar. Kaç dereceyle duruyorsa dünya uzayda, o ince hesabın tutmasını sağlayan şey, ara sıra çıktığımız tatiller, su buharı üfleyen havalandırma makinelerini icat edenler, Al Pacino filmleri ve Cashew fıstıktır. Louvre Müzesi’nde, Del Prado’da, British Museum’da biriktirilen onca taşın ve resmin de payı var tabii"