2 Eylül 2026, Çarşamba

Eylül serinliğiyle geldi, çok şükür. Bizim buraların en sevdiğim zamanları. Emekli olunca keyfini istediğim gibi çıkarabileceğim inşallah, şimdilik "buna da şükür" diyerek ilerliyorum :)

Son zamanlarda kitap okuma hızım çok yavaşlamıştı. Yazın biraz kırdım bu yavaşlığımı. Önce Fuat Sevimay'ın "Diye Diye"sini okudum. Sonra, Filiz Aygündüz'ün "Nisa"sını, ki çok etkiledi beni, özellikle sonlara doğru gözyaşlarıma engel olamadım. Ardından Yenal Bilgici'nin "Kuşlar İçin Ağaçlara Konma Kılavuzu"nu okudum, keyifle. Son olarak da sevgili öğretmenim Leylak Dalı'nın önerisiyle Virginia Evans'ın "Muhabbet"ini bir solukta bitirdim. Bu akşam gece pazarına yürüyüp pazarımızın tek kitapçısından kendime yeni bir kitap alma niyetim var, bakalım, kısmet :)

Bu arada, domates konserveleri ile hemhal olduğumuz günlerden sonra 30 Ağustos Zafer Bayramını kutladık, malum. En sevdiğim, beni en heyecanlandıran milli bayramlardan biridir 30 Ağustos, yine öyle oldu.

Yazlığımız İzmir il sınırları içinde olunca da sadece bayraklarla değil, Atatürk posterleriyle donanmış evlerin önünden geçerek sahile yürümek çok keyifli oluyor :)


Akşamına yârimle randevulaşıp Dikili'de yemeğe gittik, ortam da müzikler de çok güzeldi. Çok seviyorum böyle estetik kaygılar güden mekanları. 


Güneş de batarken her zamanki gibi bize şov yaptı :P

Bugün de ma-aile Bademli tarafında Denizköy diye bir yere gittik. Şarkılar söyleyerek gidip geldik, orada da anneler denize çok yakın cafede oturdular, biz de arada denize girip çıkarak birlikte yiyip içtik. Gayet keyifli bir gündü.
Arabayı, biz bir iki kadeh içebilelim diye, ablam kullandı, annem sultanım co-pilot olarak yanında, biz de zarif eşim ve annesi ile arka taraftaydık. 

Bu yazının son fotoğrafı da anneme ait olsun. Annem son bir yıldır okuduğunu unutuyor ve bu yüzden de kitap okuyamıyor biliyorsunuz. Yenal Bilgici'nin kitabını önce ben, sonra da ablam okuyup beğenince okumak istedi. Sanırım 10.kez kitaba yeniden başladı dün öğleden sonra. Her seferinde Kuzgun ve Serçe adlarını çok beğeniyor, roman için de “sardı beni” diyor, ertesi gün sil baştan…


Bir taraftan çok hüzünlü bir taraftan çok güzel…Cemal Süreya’nın dediği gibi: “hüzünlü şarkılar gibi güzel, güzel anılar gibi hüzünlü”…Öyle işte.



21 yorum:

  1. Ah canım kadın, son cümlen ne kadar uymuş. Sarıldım sana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu da böyle bir süreçmiş hocam, ne yapalım...ben de size sarılıyorum

      Sil
  2. Işıklar nasıl yumuşadı birden Eylül’le birlikte değil mi ama?
    Keyfini çıkart Şuleciğim, hakettin bu sene vallahi..

    YanıtlaSil
  3. Emekli olunca bir Ege kasabasına taşınma fikri , biz beyaz yakalıların temel hayalidir sanırım.

    İzmir'in sokakları çok güzel gözüküyor.

    Ayrıca gün batımı fotoğrafınız çok iyi. Beğendim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyük şehir yoruyor insanı Ali Bey. İsteğimiz (hayalimiz) çoğunlukla Dikili'de yaşayıp arada sağlık kontrolleri ya da sanatla ilgili takip etmek istediklerimiz veya arkadaşlarımızı görmek bahanesiyle İstanbul/Ankara'da yaşayan çocuklarımızın yanına gitmek. Bakalım göreceğiz, neyi ne kadar yapabildiğimizi...

      Fotoğraftakiler Dikili sokaklarından.

      Gün batımı fotoğrafı da öyle, sağ olun :)

      Sil
  4. Cemal Süreya'nın sözü harika. Ne kadar gerçek bir o kadar anlamlı.
    Anneniz hatırlamasa da, unutsa da kitap okumaya devam etsin sevgili Şule. Beyin ve göz sağlığı için çok yararlı. Unuttuğu bölümleri basit sorularla siz pekiştirin, çağrışımlar yaparak yineleyin. Ne güzel bir uğraş edinmiş. Yakınları için sabır ve sevgiyi sürdürmek çok önemli elbette.
    Hayat unutkanlıklarla güzel. Varsın kitapta yazılanları unutsun. Henüz sizleri biliyor, hatırlıyor ya. Bu günlerin değerini bilmek... Okumasına fonda eski bir şarkı da eşlik etsin. Şarkılar da, anılar da mutluluk yükleyecektir.
    "Zarif eşim" deyişin her zaman derin sevgi ve anlam yüklü. Kutluyorum.
    Esenlikler diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deneyimli bir hasta yakını olarak yorumlarınız çok kıymetli öğretmenim, sağ olun. Ben de hatırlamasa da okumasını destekliyorum.
      Zarif eşimin gönlümdeki yeri hep çok özel ya, bu hisler yazıma da yansıyor belli ki, sağ olun :)

      Sil
  5. Pardon, saatte bir yanlışlık mı var? 12.53'te yazdım, 2.53 çıktı.
    Sevgilerimi iletiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. blogspot bu ara iyice coştu, ondandır sanırım :)

      Sil
  6. “hüzünlü şarkılar gibi güzel, güzel anılar gibi hüzünlü”

    kapanışı ne güzel yapmışsın amaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cemal süreya'nın çok sevdiğim dizeleridir....

      Sil
  7. Ah ne güzel! Sevgili annenin yine de okuması duygulandırdı beni. Ama çok iyi değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. garip bir hastalık bu sezercim. bazı durumlarda gülsen mi ağlasan mı şaşırıyorsun...

      Sil
  8. Son satır çok etkileyiciydi Şule Hocam. Unutsa da okuyor olması güzel sevgiler anneye. Hülya

    YanıtlaSil
  9. Ah... Şiir kitapları okusa, her gün yine kaldığı sayfadan devam edebilir diye düşündüm ama bilemiyorum tabi canım Şule. Hem okumuş olur hem de devam etmek için hatırlamak zorunda değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel fikir aslında kedicim ama annem şiirden çok roman insanıdır. onu da işte böyle tekrar tekrar başlayarak sürdürüyor şimdilik...geçen mayıs'ta kısa bir romanı böyle 2-3 kez başlayıp, unuttuğu için bir gün hırs yapıp sabah erkenden okumaya başlayıp akşama kadar okumuş ve çok güzeldi diyerek bitirmişti. ama hem o günden bugüne algısı daha da düştü hem de yenal bilgici sağ olsun, baya uzun bir roman yazmış :)

      Sil
  10. Bakalım bugün yorum bırakabilecek miyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anneli fotoğrafların her biri ayrı güzel, her biri ayrı hikaye. <3

      Sil
    2. evet ya, değil mi , ben de çok sevdim her iki pozu da. bazen çok hüzünleniyorum bu yaşlılık hallerine ekmekçim. beni en iyi sen anlarsın, eminim.

      Sil