İki günlük akreditasyon değerlendirme maratonu bitti hayırlısı ile. Her seferinde "bir daha kabul etmeyeceğim değerlendiriciliği" diyorum, sonra "ben yapmasam o yapmasa nasıl yürür bu iş"le "e aslında ben de yeni şeyler öğreniyor, yeni insanlar tanıyorum iyi oluyor"lar arasında geziniyor, ardından da kendimi yine, yeni bir takımın üyesi olarak buluyorum :)
Yeni bir şey öğrenmek demişken, 2 Nisan'da "Dünya Mutluluk Raporu" yayınlandı. (Türkiye'nin durumu bu indekste hep çok vahim. Bu yıl da 112. olmuş) Benim bir süredir çok ilgimi çekiyor bu rapor ve dünya mutluluk indeksi genel olarak. İndeksin bir çok bileşeni ve detayı var tabii var tabii ama hafta sonu Gazete Duvar'da Yenal Bilgici güzel bir özet geçmiş. Okumanızı öneririm. İndeksi oluşturan bir çok bileşen var. Ama katılımcılara sorulan sorular içinde dikkatimi çeken ve yanıt verirken kendimi bireysel olarak şanslı hissettiklerim şunlar:
- Sıkıntıdayken ihtiyacınız olduğunda yanınızda olacak akraba ve arkadaşlarınız var mı?
- Dün gülümsediniz mi ya da güldünüz mü?
- Dün ilginç bir şey öğrendiniz ya da yaşadınız mı?
Evet, daha ne olsun, gülümsedim:)
YanıtlaSilmutluluk endeksine göre iyi durumdasınız demek ki, yaşasın :)
SilYenal Bey'in bloğu da çok ilgi çekici, çok güzel yorumları var olan bitene dair.. Mutluluk konusu ve bu liste maalesef biraz sorunlu, mesela Danimarkalılar sürekli üst sıralarda çıkmanın kendilerine bir "performans kaygısı" yüklediğinden şikayet etmişlerdi geçen sene. Bu bana çok ilginç gelmişti çünkü birbirlerine "sen neden mutlu değilsin, bu ülke mutluların ülkesi, biz hep mutluluk endeksinde ilk sıralardayız" diyorlarmış ve bu mutluymuş gibi görünmeye ve daha da depresifleşmeye neden oluyormuş.. Tuhaf işler. 1. dünya sorunları..
YanıtlaSilBenim seyahat ederken gördüğüm ülkeler arasında açık söyleyeyim, en mutlular, aralarında sosyal ve SED farkı olmayan ülkeler, misal hindistanda herkes neşeli gülüyor çünkü herkes perişan, kimse diğerine bakıp kendini kötü hissetmiyor.
Bir de mutluluk ve mutsuzluğun bulaşıcılığı var. Mesela dediğin gibi ülke gündemi o kadar berbat ki, ben uzun zamandır sorana mutluyum dememeye özen gösteriyorum, içim rahat etmiyor çünkü.. Ama bu da mutsuzluğa bir neden daha yaratıyor. İnsanımız mutluyum demeye neşelenmeye bile korkar oldu çünkü diğerleri... Bir bir silivriye sürülürken meslekdaşları, insan konuşabiliyor mu, mutlu olabiliyor mu? Mümkün değil.... Mutsuzluk ve umutsuzluk resmen bir sis gibi çöktü üstümüze ve kaynağı belli ama.. ama işte.
bu yorum spam'e düşmüş ve ben ekmekçikız'ın uyarısı ile gördüm iyi mi? halbuki ne güzel ne doğru şeyler yazmışsın C'ciğim
SilDanimarkalıların "performans kaygısı" gülümsetti beni. "ah" dedim, "tek derdimiz bu olsaydı". ama tabii onu yaşamak da ayrı bir strestir anlıyorum aslında!
herkesin perişan olduğu ama kimsenin kimseden farkın olmadığı ülkelerle ilgili yorumun çok doğru vallahi. bunu analize nasıl dahil etmeli acaba. ben bunu bir düşüneyim :)
Bu yazıdaki mutluluk endeksi konusu üzerinde çok düşündüm bugün.
YanıtlaSilBir de konuyla doğrudan ilgili değil de, senin dünkü yorumlarından biri blogda çıkmamış ama maili gelmiş. Bugünlerde bu yorum işi sakat biraz anlaşılan.
Ben de iki gündür baya okudum bu konuda. Daha da okuyacağım. Bakarsın bu konuda bir çalışma bile yaparım :)
Silevet ya, bu mesaj konusu çok gıcık değil mi?