Üniversite hocası olmanın kötü yanı şu bence: çevrendeki çoğu kişi dersler bitince senin de işinin bittiğini ve artık tatilde olduğunu varsayıyor. Halbuki derslerin bitmesi demek, okunacak final ve bütünleme kağıtları, jüri üyesi olunacak lisans, yüksek lisans ve doktora savunmaları ile lisansüstü mülakatları, dönem içinde çok yoğun olduğun için yapamadığın birikmiş makale revizyonları, yazılması gereken raporlar ve bölüm toplantıları demek. Hele bu ara, o kadar çok ders dışı iş geldi ki arka arkaya, "yeteeer" diye bağırmamak için zor tutuyorum kendimi. Neyse ki "sakin ol, halledersin sen" diyen motive edici bir iç sesim var :P
Bu ara mutfakta işlenirken, youtube'da iki güzel video izledim. İlki Emrah Kolukısa'nın Nejat Yavaşoğulları ile yaptığı sohbetti. Yavuzer Çetinnkaya ile, ki kendisi benim ennnn sevdiğim sanatçılardan biridir, birlikte de çalmışlar bir grupta mesela, hiç bilmiyordum.
İkincisi de Özlem Gürses'le Psikiyatr Dr.Gülcan Özer'in sohbetiydi. Gülcan hanımı zaten çok beğeniyorum, bu söyleşi de çok iyiydi bence. Eşe dosta gönderdim, ama burada da dursun, belki dinlemek istersiniz:











.jpeg)


