Blogtan uzaklaşma rekorumu kırdım sanırım! Yazacak fazla bir şey yoktu önceleri, sonra yazacak şeyler oldu ama zaman olmadı, zaman olduğunda ise bilgisayarım yanımda değildi, bir de yenim dar geldi :)
Şaka bir yana, yazmamak garip geldi bana da, kendimi eksik hissettim. O yüzden ilk fırsatta oturdum bilgisayarın başına :) Bu sürede olan bitenleri yine madde madde yazmak en iyisi sanırım:
- Annem biraz daha iyileşti, şükür, ama ağrıları sürüyor.
- Annemden özenen (!) kayınvalidem de Bergama'da birlikte yürürken, düz yolda düştü. Hastane, tomografi falan derken kırık-çıkık olmadığı anlaşıldı, rahatladık. Burnunun üzerinde ve alnında ufak kanamalarla atlattı neyse ki. Kurşun döktürmenin şart olduğu konusunda ailecek hemfikir olduk :)
- Ağrısı devam etse de hareketleri rahatlayan annemi, ablama; kayınvalidemi de dünya tatlısı yengemize emanet edip A.ciğimle Bodrum Ortakent'e gittik. Şahane kumsalın ve ondan daha şahane olan denizin tadını çıkardık, arkadaşlarımızla görüştük ve evlendiğimizden beri ilk defa çocuklar olmadan çıktığımız yaz tatilinin keyfini sürdük :)
- Bodrum'da bir akşam ağabeyimizin de bir tablosuyla katıldığı resim sergisine gittik yarımadanın diğer ucuna. Sergideki bazı eserleri özellikle çok beğendim, sosyal medyadan takibe aldım yaratıcılarını.
Zeynep Yazıcı'nın "Kakımlı Kadın"ı en beğendiklerimdendi
- 4 gün Bodrum'a yeter deyip oradan Sığacık'a geçtik. Daha önce gidip görmediğimiz bu minik Ege kasabasını pek beğendik. Kaldığımız otel de Bodrumdakinin aksine küçük ama çok zarifti. Sığacıktaki ilk akşam üniversiteden arkadaşlarımız N. ve eşi ile H., eşi ve kızı ile buluştuk. Eski günler, anılar, gündem derken zaman nasıl geçti anlamadık. Ertesi akşam da şahane bir restoranda canlı müzik ve güzel mezelerle mest olduk :)
- Sığacık'a gitme nedenlerimizden en önemlisi Teos Antik Kentiydi. Tabii ki sıcak falan demedik, ziyaret ettik ve kulağımızda sanal rehberimizle gezdik. "En çok ne etkiledi seni bu antik kentte" derseniz, "2000 yaşındaki zeytin ağacı" derim sanırım. Sarılmaktan kendimi alamadım bu yaşlı ama etkileyici ve görkemli ağaca!
- Salı günü dönüş yolunda ise önce Urla'da oturan N.hocama uğradık. Çocuklardan, hayattan, arkadaşlardan konuşurken her zamanki gibi su gibi akıp geçti zaman. Hocam bizi yemeğe çıkardı bir de üstüne, oh mis :) Akşamüstü de Çeşmealtında A.ciğimin en eski arkadaşı olan A.ları ziyaret ettik.
- Böylece bol deniz, bol güneş ve bol arkadaşla geçen bir haftalık tatilin sonuna geldik.
- Yarın sabahtan annemlere gidip yine abuk bir tadilat işine el atacağım. Bu yaza damgasını tadilat/tamirat işleri ile annelerin düşmeleri vurdu sanırım. Ne diyelim, hayırlısı ve evet, buna da şükür :)
.jpeg)


.jpeg)











