Bugün önemli bir gün zira 1.5 yıldan sonra ilk defa yüz yüze ders verdim. Elime tebeşir değdi, kuzucuklarımı bilgisayar ekranından değil de capcanlı gördüm. Evet maskeli ders anlatmak çok fena bir şey ama uzaktan ders anlatmak/dinlemek de fena ve ben sınıfta yürüyerek, öğrencilerimin gözlerinin içine bakarak, tahtaya yazarak ders anlatmayı ne çok özlemişim :) Oh be!
Lise hayatım boyunca öğretmen olmak istedim ben, matematik öğretmeni. Lise sondayken matematik öğretmeni olan ablam doğu görevine Mardin'e gitti (bendeki şansa bakın!). Terörün doruk yaptığı zamanlardı, öğretmen lojmanları taranmıştı onun gidişinden bir hafta öncesinde (babamın saçlarının Türk filmlerindeki gibi 1 haftada beyazladığını gördüm ben!). Annem net bir şekilde "istemiyorum yazmanı" dedi, babamsa "benim kalbim bir doğu hizmeti daha kaldırmaz kızım, sen bilirsin" dedi. Yazamadım ben de ve mühendis oldum. Mezun olduktan sonra bir iki yalpalasam da çizeceğim yol konusunda, okulda kalmaya karar verdim nihayetinde. Hayatımın en doğru kararını vermişim, o zaman farkında değildim açıkçası.
Akademisyenliğin yarısı bilim üretmekse diğeri üretilen bilimi gençlere aktarmaktır ya, ben her iki kısmını da çok sevdim. Akademisyenlerin bir kısmı mesleğin öğretmenlik tarafını pek de istemeden, zorla yaparlar. Onlardan biri değilim ben. Hasta girdiğim dersten iyileşerek çıktığım çoktur. Beni üzen, geren zamanlarda bazen ayaklarım geri geri gider sınıfa, yürümek değil konuşmak bile ağır gelir, oysa 2 saat sonra enerjim yükselmiş çıkarım dersten. Bugün de derse girerken "ay nasıl olacak, maskeli nasıl ders anlatacağım" falan diyordum, çıktığımda yeni bölüm arkadaşlarımdan utanmasam hoplaya zıplaya girecektim odama! Gayet iyiydi vallahi :) Maskeli de olsak birbirimizin gözlerini görebildik, şakalaştık, konuştuk. Dilerim sağlıkla yürütebiliriz şu süreci. Zira insanlarla birlikte, karşılıklı konuşarak paylaşarak güzel her şey, eğitim de! :)
Bugünün şiiri Afşar Timuçin'den olsun.
Yakışmıyorum kim ne derse desin Yakışmıyorum yalnızlığa
Sizde başlamadan bende bitmesin
Benim de olmasın sizin olmayacaksa
Çam kokusunu genzime çekişim
Sizin gülü sevmenize çok benzer
Bizde incinmesin bu dirilik
Bu yağmura dayanıklı saçlar
Bu ayakta durabilme sevinci
(Bu ölüm tiksintisi içimizden gitmesin)
Ben bir ağaç gibi dallarımın kırılıp
Toprağa batırıldığını görmek isterim
Dallarımın yepyeni ağaçlar olması
Tek yüceliğim tek kutsallığım benim
Bir başıma ne işe yararım
Dostum sevgilim kardeşim bacım
Neye yarar bir insan tek başına
Miço'nun "Yoo hayır zaten tüm gün okuldaydın, beni sevmeden üzerini değiştirmeye gidemezsin Şule" duruşu :)
Günün şiiri Afşar Timuçin'den madem, şarkısı da onun şiirinden bestelenmiş olsun diyerek :)